ARSLANTEPE HÖYÜĞÜ
ARSLANTEPE
HÖYÜĞÜ
Arslantepe Höyüğü UNESCO Listesinde
2014 Yılında, UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim,
Bilim ve Kültür Kurumu) Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girmeye hak kazanan
Arslantepe Arkeolojik Alanının kalıcı listeye girmesi için yapılan çalışmalar
sonucunda; Çin'in ev sahipliğinde online olarak gerçekleştirilen UNESCO 44.
Dünya Miras Komitesi toplantısında, Anadolu’nun en eski şehir devletinin
kurulduğu Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmesine
karar verildi. Geç Kalkolitik Dönem'den Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel
sürecin buluntularına rastlanan, Hititlerden Roma ve Bizans’a kadar pek çok
medeniyete ev sahipliği yapan Malatya’nın Battalgazi ilçesindeki Arslantepe
Höyüğü, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne girdi. İtalya Roma Üniversitesi
Arkeoloji Bölümü ile Malatya Müze Müdürlüğü iş birliğiyle her yıl yaz döneminde
başlayıp sonbahara kadar süren kazıların devam ettiği Arslantepe Höyüğü, Açık
Hava Müzesi olarak tarih severlere hizmet veriyor. Anadolu’da ‘İlk Şehir
Devleti’nin yapılarının ortaya çıkarıldığı Arslantepe Höyüğü'nde 2019 yılında
yapılan kazılarda çok sayıda tarihi materyal ve eser bulundu. İtalya Kazı
heyeti tarafından yapılan kazılarda seramik parçalarından fincana, ok ucundan
boncuk tanelerine, kemik alet ve ağırşaklardan, çakmak taşlarından müzik
aletlerine ve 5 bin 700 yıllık çocuk iskeletine rastlanıldı.
ARSLANTEPE ÖREN YERİ AÇIK HAVA MÜZESİ
Malatya’nın 7 km. kuzeydoğusunda, Fırat
ırmağının (Karakaya Baraj Gölü) batı kıyısı yakınındaki Orduzu Bahçebaşı
Mahallesi 1194 parselde yer alan Arslantepe Höyüğü’nün kültür dolgusu, 30 m.
yüksekliğindedir. M.Ö.5500 yıllarından M.S.11.yy’a kadar yerleşim gören höyük,
M.S.5-6yy’lar arasında Roma köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans
Nekropolü (mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır.
Arslantepe Höyüğü, Adana Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20/01/1989 tarih ve 191 sayılı
kararı ile korunması gerekli I ve II. derece arkeolojik sit alanı olarak
tescillenmiştir. Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 10/11/2017
tarih ve 3967 sayılı karar ile I. ve III. derece arkeolojik sit olarak
sınırları belirlenmiştir. 2020 yılında ise Unesco ana listeye geçiş adaylık
sürecinde sit sınırları genişletilmiştir.
Arslantepe’de ilk kazılar 1930’larda Louis Delaporte başkanlığında bir Fransız
ekip tarafından yapılmıştır. Özellikle kazı Geç Hitit tabakalarında
yapılmıştır. Kazılarda taş üzerine alçak kabartma ile dekore edilmiş avlu ve
giriş kapısının iki yanında iki arslan heykeli ve karşısında devrilmiş bir kral
heykeli ile bir Geç Hitit Sarayı bulunmuştur. Bu eserler o tarihlerde
Malatya’da müze bulunmadığı için Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne
götürülmüş ve halen orada sergilenmektedir. (2011 yılında Anadolu Medeniyetleri
Müzesi’nde bulunan eserlerden; kral, 2 aslan ve 12 duvar kabartmasının birebir
kopyaları Malatya Valiliği tarafından Heykeltıraş Cengiz Göğebakan’a
yaptırılarak Arslantepe Höyüğü Ören yeri girişine yerleştirilmiştir.)
II.Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız Arkeolog C.Schaeffer alanda birkaç derin
sondaj açmışsa da sürekli kazılar 1961’de, önce Salvatore M.Puglisi, sonra da
Alba Palmieri başkanlığında Roma “La Sapienza Üniversitesi”nden bir ekip
tarafından başlatılmıştır. Palmieri’nin 1990’da ölümünden sonra kazı
başkanlığını 2019 yılına kadar yine aynı Üniversiteden Marcella Frangipane
sürdürmüş olup, 2020 yılı itibariyle Francessa Balossi başkanlığında çeşitli
ülkeler ve Türkiye’den oluşturulmuş ekiple kazı çalışmalarına devam
edilmektedir.
Höyükte yapılan kazılar sonucunda;
M.Ö.3300-3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, M.Ö.3600-3500’lere ait tapınak,
ikibini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuştur. Elde edilen
veriler göstermektedir ki o dönemde Arslantepe, aristokrasinin doğduğu ve ilk
devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkezdir.
5.bin yılın sonundan 4.bin yılın sonuna
kadar olan zaman süresi içinde Malatya’nın bu bölgesi her ne kadar Yukarı
Mezopotamya’nın bir parçasını oluşturmaktaysa da tam anlamıyla yerel
özelliklerini yitirmemiştir. Özellikle 4.bin yılda Arslantepe Orta Fırat bölgesindeki
yerleşmeler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Geç Kalkolitik Çağ’da yerel
yüksek tabakalardan oluşan sınıf, politik ve dinsel egemenliğin yanı sıra
ekonomiyi, ürün ve üretim idaresini ellerinde tutmaktaydı.
Yörenin su kaynakları bakımından zengin,
dolayısıyla tarım için son derece uygun, ayrıca sık sık taşan Fırat Irmağı’nın
taşkın alanı dışında kalması gibi ayrıcalıkları, Arslantepe’nin en azından
M.Ö.5.bin yıldan Bizans Dönemi’ne kadar kesintisiz olarak iskan edilmesinde
önemli etkendir. Yörenin doğal yapısından kaynaklanan gücü, yüksek tarım
potansiyeli ile birleşince Arslantepe, topraklarını denetim altında tutabilen
ve bölgedeki hammaddeyi işleyen ya da en azından işlenmesini organize eden
egemen bir merkez konumunu kazanmıştır.
Saray kompleksinde arsenikli bakır alaşımlı, gümüş kakmalı
kılıç, hançer gibi silahların yanı sıra yüksek ayaklıklı meyvelikler ve
Mezopotamya tipi uzun vazolar da ele geçmiştir. Ayrıca sarayın hemen yanında
M.Ö.2900’tarihlenen önemli bir kişinin (belki bir kralın) mezarı da ortaya
çıkarılmıştır. Mezardaki zengin ölü hediyeleri ve mezarı kapatan taş kapak
üzerinde bulunan kurban edilmiş 4 genç insan cesedi, bu mezarın bir kral mezarı
olduğunu düşündürmektedir.
Geç Uruk (M.Ö. 3700-3100) Dönemi’ne ait yapılar
büyük yangınlarla ortadan kalktıktan sonra ortak kullanım alanı terk edilmiş,
yerli geleneğe yabancı topluluklar yerleşmiştir. Bunu, gerek yerleşim düzeni ve
konutlar, gerekse Doğu Anadolu-Transkafkasya kökenli çanak-çömlekler
kanıtlamaktadır. Yerleşmenin ekonomik ve kültürel özellikleri bu yeni
gelenlerin temelde kırsal, büyük olasılıkla yarı göçebe küçük topluluklardan
oluştuğunu gösterir.
Arslantepe’de, Erken Tunç Çağı II (M.Ö.2700-2500)’nin
başlangıcında Torosların kuzeyinde kalan bütün bölge Erken Tunç I’deki etkileri
hala süren Suriye-Mezopotamya kültüründen kopmuş ve Doğu Anadolu-Transkafkasya
kökenli geleneklere dayanan özgün ve incelikli bir kültür ortaya koymuştur.
3.bin yılın ikinci yarısında Erken Tunç III
(M.Ö.2500-2000)’de bölgede yerel kültüre dayanan ve Anadolu’nun kentleşme
geleneğine uygun bir yerleşme düzeninin yanı sıra surlarla çevrili kentlerin
inşa edilmesine yol açan yeni bir süreç başlamıştır. Arslantepe’deki bu
yerleşme Erken Tunç II’nin teraslar üstündeki geniş odalı büyük evlerini kullanmayı
sürdürmüş ancak tepenin yamacından aşağıya doğru gelişmiştir.
M.Ö. 2000 yılında Arslantepe, Fırat Nehri’ne doğru genişleyen
Hitit İmparatorluğu’nun Melidia-Meliddu adıyla şehri olarak kullanılmıştır. Bu
yerleşim tepenin kuzey-doğu yamacına açılan şehir kapısı ve avlusuyla Orta
Anadolu Hitit kentlerine benzeyen, etrafı toprak surla çevrili bir Geç
Hitit şehri olarak kullanılmıştır.
M.Ö. 5.binden M.Ö.712 tarihindeki Asur istilasına
kadar yerleşim yeri olarak varlığını sürdüren Arslantepe daha sonra bir
süreliğine terk edilmiş, M.S. 5-6.yy’lar arasında ise Roma Dönemi köyü olarak
kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü olarak yerleşimini tamamlamıştır.
Arslantepe Höyüğündeki kazı ve restorasyon çalışmalarına 2020
yılı itibariyle Roma La Sapianza Üniversitesinden Francessa Balossi
başkanlığında çeşitli ülkeler ve Türkiye’den oluşturulmuş ekiple devam
edilmektedir. Eserler Malatya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
Valiliğimiz tarafından 2010 yılında itibaren başlatılan
çalışmalarla, Arslantepe höyüğünün etrafı taş duvarla örülerek üzeri ahşap
parmaklıklarla çevrelenmiş, kayrak taşından yürüyüş yolları ile ahşap halatlı
korkuluklar yapılarak, bilgilendirme tabelaları konulmuştur. Arslantepe
höyüğünde bulunan geç kalkolitik döneme ait kerpiç saray yapısının üzeri modern
koruma sistemi sağlayan bir çatı ile kapatılmıştır. Ören yeri girişinde, Tunç
devrine ait kerpiç ev örneği yapılmış ve Anadolu medeniyetleri müzesinde
bulunan kral, iki aslan heykeli ve duvar kabartmalarının birebir taş kopyaları
yerleştirilerek Arslantepe höyüğü, Ören yeri olarak 2011 yılında ziyarete
açılmıştır.
Pazartesi günleri hariç haftanın her günü kışın
08:00-16:45 yazın 08:00-19:00 saatleri arası açık olup giriş ücretsizdir.
(Covid-19 Pandemi sürecinde saatlerde değişiklik olmaktadır.)
Adres
Orduzu Mahallesi, Vaiz Pınarı Caddesi no:1 Battalgazi/Malatya
Telefon
0 (422) 337 24 82